top of page

GETİRENE Mİ KIZALIM GÖTÜRENE Mİ

  • Yazarın fotoğrafı: Bülent Gürsoy
    Bülent Gürsoy
  • 8 Şub
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 15 Şub


Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den AKP’ye geçeceği iddiası kulislerde yoğun bir şekilde konuşulmaya başlayınca aslında bir süredir özellikle CHP içerisindeki bir tartışma farklı bir boyut kazandı.


Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bağımsız aday olarak kazananları hariç tutarak, halkın karşısına bir partinin adayı olarak çıkıp, adayı olduğu partinin seçmeninin ve konjonktürel rüzgarının getirdiği sonuçla seçim kazanan; belediye başkanları, milletvekilleri ve hatta artık cumhurbaşkanları, arkalarına aldıkları temek siyasi anlayışın taraftarı olan seçmene ihanet etmemeliler.


Aynı amaca hizmet etmek üzere stratejik yer değiştirmeler olabilir ama burada temel etmen, seçmeninin kızmadığından emin olmaktır.


Örneğin: 6’lı Masa sürecinde, seçim sistemi ve seçim öncesinin stratejik planlarıyla Millet İttifakı ortak havuzundan milletvekili seçilenlerin 6’lı Masa partileri arasında yer değiştirmeleri anormal değildir ve gerek 6'lı Masa partileri gerekse seçmenleri tarafından da belirgin bir tepkiyle karşılanmamıştır. Ancak, Cumhur İttifakı tarafına geçenler için büyük tepki oluşmuştur.


Belediye Başkanlarının geçiş süreçleri de aynı şekildedir.


Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ye geçişi en somut örneklerdendir.


Bu arada çok sayıda ilçe belediye başkanı AKP’ye geçmiş, sırada geçeceklerin olduğu da her gün kamuoyuna yansımaktadır.


Özellikle belediyelerdeki, karşı kampa geçiş olaylarının sebepleri bu yazının konusu değil, o nedenle detayına girmeyeceğim.


Yazımın konusu başka ve daha çok CHP için söylemler ve davranışlara dönük.


Bu yazıyı yazmama neden olan, gazeteci Ali Kemal Erdem’in, X hesabımda paylaştığım Mesut Özarslan kulis bilgisine istinaden alıntılayarak yazdığı “Böyle bir durum olursa özeleştiri yapması gerekenlerden biri de Mansur Yavaş olur. Çünkü Mesut Beyi CHP'ye önerenin o olduğu iddia edilmişti. Beykoz'daki Özlem Gürzel olayında İmamoğlu'nu eleştirdiysek bu durumda Yavaş da haklı olarak eleştiri alır.” ifadesi.


Ali Kemal Erdem’e, ‘Evet’ diye yanıt verdim ve “Her gidende Kılıçdaroğlu'nu suçlayanlara da lafımızı deriz, ‘O işler öyle değilmiş'.." diye yazdım.

O İşler Öyle Değilmiş

Esas konu bu.

O işler öyle değil.


Kemal bey uzun yılların emeğiyle, karşısında devletim tüm güçlerini acımasız kullanan bir iktidara karşı geliştirilen stratejilerle; 2018’de geriletme, 2019’da mevziler kazanma, 2023’te de her türlü ihanet ve namussuzluğa rağmen, dışarıdan aday devşirmeden, CHP Genel Başkanı olan tek bir adayın arkasına %48’i toplama başarısı göstererek muhalefeti bir noktaya getirdi.


Bunu; ‘Alevidir seçilemez’ yaftası yapıştıran, ’11 seçim kaybetti’ diyerek mücadeleyi paçasından çeken, ‘kazanacak aday’ kavramını ortaya atarak Kemal beye ‘kazanamayacak aday’ damgası vuran muhalif görünümlü bir büyük ‘ÇETE’ye rağmen yaptı.


'Alevidir seçilemez' dedikleri Kemal beyin adaylığı, bir 'Berat Kandili' gecesinde Saadet Partisi Genel Merkezi’nde açıklandı, ertesi gün bina cephesine boydan posteri asıldı. Bu bir devrimdi. Anlayan anlar.


Bozkurt işareti yapanla zafer işareti yapanı yan yana getirdi ve herkesi iktidar hedefine kilitledi. Bu da bir devrimdi.


Yukarıda bahsettiğim ÇETE’nin bir parti Genel Başkanını da arkalarına alarak yaptıkları hainlikleri nedeniyle başarılamadı.


Bu nedenle, o başarısızlıkta payı olan tüm hain güruhuna ve kişisel hırslarıyla bu noktaya gelinmesine neden olan egosantrik liderlerine halen çok öfkeliyim.


Öfkem geçmedi.


Bu konuyu uzatmadan esas konumuza dönelim.


Seçimi almamıza ve iktidarı değiştirmemize en çok yaklaştığımız seçim 2023 seçimleriydi.


2024 seçimleri yerel seçimdi ve önceki birikimle doğal olarak 2019’un da üzerine çıkılan bir sonuç alındı.

Şöyle Analiz Edelim

2023 seçimlerinden sonra 6’lı Masa dağıldı. Çünkü iktidar olunamadı ve iktidar ışığı yitirildi.


O oyun planı dahilinde yapılan milletvekillerinin bir kısmı 6’lı Masa partileri içerisinde yer değiştirdi, bir kısmı da karşı cepheye geçti. Kalanlar partilerinde devam ediyor.


Belediyelere yapılan baskılar nedeniyle de belediye başkanları karşı cepheye geçiyorlar.

Kimse tutuklanmak istemiyor. Kimse iktidarın devasa gücü altında ezilmek istemiyor.


Peki asıl mesele ne:


Mevcut CHP yönetiminin geleceğe dair ortaya koyabildiği bir iktidar vaadi kalmadı.


Görüntüde oluşturulan “47 yıldır ilk defa birinci olduk ve iktidara yürüyoruz” edebiyatı artık kimseye inandırıcı gelmiyor. Bu sözün içinde de zaten gerçek dışılık var ama bu da başka bir yazının konusu. X hesabımda 2024’ten beri detaylarını yazıyorum.


CHP’nin iç iktidarının İmamoğlu bakiyesi propaganda makinesiyle, ortamdaki tüm satılmış unsurlarıyla, ‘bak, getirdikleri nereye gidiyor’ diye linçledikleri Kılıçdaroğlu, muhalefeti ve CHP’yi, toplumun farklı parçalarını; bir hedefte, bir idealde birleştirerek yukarıda bahsettiğim noktalara getirdi.


Başta İmamoğlu olmak üzere, Mansur yavaş ve Türkiye’nin birçok büyükşehir ve ilçe belediyesinde kökten CHP’li olmayan siyasi figürleri, korkusuzca ve gerektiğinde parti örgütüne, parti tabanına direnerek öne çıkardı, ilerletti.


Büyükşehirler böyle kazanıldı, birçok büyük ilçe böyle el değiştirdi.


İstanbul’da birçok ilçede İmamoğlu’nun adaylaştırdığı, CHP köklerinden uzak adaylarla seçimler kazanıldı.


En son Mansur Yavaş Ankara’da neredeyse ilçelerin tamamıyla böyle %60 oy aldı.


Şimdi, gidenler umutlar kaybolduğu için gidiyorlar, iktidar ışığı yitirildiği için gidiyorlar, iktidarın kesif mutlak gücü karşısında kendilerini koruyabilecek bir güç göremedikleri için gidiyorlar.

Asıl Sorgulanması Gereken

İktidar ışığı neden kayboldu..

İnançlar neden yitirildi..


Ve gelelim son sözlere;


Sevgili gazeteci dostum Ali Kemal Erdem’in “Beykoz'daki Özlem Gürzel olayında İmamoğlu'nu eleştirdiysek bu durumda Yavaş da haklı olarak eleştiri alır.” sözündeki olayda bizler neden İmamoğlu’nu eleştirdik,


Çünkü İmamoğlu’nun ve yeni CHP yönetiminin kötücül propaganda makinesi Kemal beyi namussuzca ve haksızca linç ediyordu, biz de diyorduk ki: “Peki bu ne?”.


Gerçekleri yüzlerine vuruyorduk.


Bunun altında kalmam, kalmayız.


Ben, görüşlerimi yukarıda anlattım.


Mesele bu değil.


Şimdi Mansur Yavaş’ı bu nedenle eleştirmem.


Çünkü Mansur Yavaş’ın o kötücül propaganda makinesine dahil olan hiçbir yol arkadaşını, ekip arkadaşını görmedim.


Mansur Yavaş, Ankara’da %60 oy alarak Türkiye demokrasi tarihinde yerel yönetimlerde CHP sayfasına büyük harflerle bir zafer kaydetmiştir.


Yıllardır CHP tarafından kazanılamayan, nüfus olarak Ankara’nın ikinci, Türkiye'nin; Esenyurt, Şahinbey ve Çankaya'dan sonra en büyük dördüncü ilçesi olan Keçiören alınmış ve kayda geçmiştir.


Özarslan'ın cezasını halk verecekse bir sonraki seçimde verecektir.


Yaşayarak göreceğiz.


Mesut Özarslan’ın hangi kişisel kaygılarla nereye gittiğinin Mansur Yavaş açısından hiçbir bağlayıcılığı yoktur. Özgür Özel’de, İmamoğlu’nda olmadığı gibi.


Dolayısıyla, bu olay ile “Mansur Yavaş’ı yıpratırız, iyice önümüz açılır” diye hayaller kuranlar boşuna hâllenmesinler.


Elimizdeki değerleri yok ettikçe yok olursunuz.

Yorumlar


Politika

Politika

Politika
"Muhalefetin Özeleştirisi" - Buluşma Noktası - 30 Ağustos 2023

"Muhalefetin Özeleştirisi" - Buluşma Noktası - 30 Ağustos 2023

02:17
"Muhalefet Yerel Seçimde Ne Yapacak" - Buluşma Noktası Programı - 30 Ağustos 2023

"Muhalefet Yerel Seçimde Ne Yapacak" - Buluşma Noktası Programı - 30 Ağustos 2023

09:31
"Cumhur İttifakında Çatlak Derinleşiyor mu?" -  - Buluşma Noktası Programı - 30 Ağustos 2023

"Cumhur İttifakında Çatlak Derinleşiyor mu?" - - Buluşma Noktası Programı - 30 Ağustos 2023

11:29
bottom of page