Umudun Matematiği
Matematikçi ve istatistikçi Macar kökenli ABD’li bilim insanı Abraham Wald şöyle diyor:
"Kimi zaman bir hücumun gidişatını değiştiren şey, o hücumu yöneten adamın gösterdiği cesaretten ziyade, haftalar ya da aylar öncesinde kilometrelerce uzaktaki sessiz bir ofis odasında geliştirilen matematiktir."

Kılıçdaroğlu Ne Yaşadı Geleceğe Dair Ne Düşünüyor
Umudu yeniden yaratmak için ne gerekiyor, CHP bunu başarabilir mi, Kılıçdaroğlu bu konuda yeniden toparlayıcı olabilir mi?
'Mutlak Butlan - Yüzleşme' adlı kitabım için CHP Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ndan kısa bir değerlendirme aldım, birkaç soru sordum:
Seçim Kayıpları
İlk sorum
Size 2023 öncesinden beri sayılarını da abartarak söyledikleri ’11 seçim kaybetti, 13, seçim kaybetti, 15 seçim kaybetti’ diye sürekli çoğaltarak söyledikleri seçim kaybetme meselesi nedir? Yaşananlar ‘seçim kaybı’ kavramıyla açıklanabilir mi?
Kemal beyin yanıtı
Evet öncelikle bu 11 seçim kaybetti denilen sözden söylemden başlayayım:
2010 yılında genel başkan olduktan 1 yıl sonra ilk girdiğim seçimde partimin oyunu Deniz Bey zamanında alınan yaklaşık %21'den%26 seviyesine çıkardım.
2010 yılı ile 2023 yılındaki adaylığım arasında kalan 13 yılda 2023 yılı öncesi için üretilen 11 seçim kaybetti propagandası zaten uydurulmuş bir propagandaydı.
2010 yılından sonra 2023 seçimleri öncesine kadar 9 seçim yapılmıştı:
Bunların ikisi %50 gerektiren 2010 ve 2017 referandumları, ikisi yine %50 oy gerektiren 2014 ve 2018 cumhurbaşkanlığı seçimleri idi.
Diğer ikisi 2014 ve 2019 yerel seçimlerdi, 2014 yılındaki yerel seçimde öncekine göre ilerleme sağlamış iken 2019 seçimlerinde ülkeme ve partime mevcut iktidarı gerileterek büyük bir zafer kazandırdık.
İstanbul, Ankara, Antalya, Adana, Mersin gibi büyükşehirleri iktidarın elinden aldık.
Geriye kalan 2015 ve 2018 genel seçimleri bazında baktığımızda ise; 2015 yılında parlamenter sistem içerisinde AK Parti iktidarını parlamento çoğunluğunu kaybettirdik.
Yürütülen koalisyon çalışmaları sırasında özellikle MHP Genel Başkanı sayın Bahçeli'ye önerdiğim, ‘yeter ki iktidarı kuralım, siz başbakan olun’ önerisi kabul edilmedi.
Sayın Davutoğlu'na verilen hükümet kurma görevi gereği yürütülen görüşmelerden sonuç alınamadı, seçimin yenilenmesi kararı verildi.
İlkinden 5 ay sonra yapılan seçime kadar Türkiye'de gerçekleşen ve yaşam kaybına sebep olan terör olayları yüzlerce kişinin ölümü ve aşırı milliyetçi bir dalganın yükselmesi ve MHP'nin de AK Parti tarafına geçmesi, ikinci seçimde mevcut iktidarının devamını sağladı.
2018 genel seçiminde ise Millet İttifakı'nı kurarak o dönemde seçime girmesine engel olunmaya çalışılan İYİ Parti'ye 15 milletvekilimizi göndererek demokrasinin işleyişini güçlendirme AK Parti iktidarını geriletme stratejisi uyguladık ve geriletmeyi de başardık.
Demokratik süreçlerin işlemeye başladığı 1961 yılından beri seçim sonuçlarına baktığımızda, genel seçimler bazında Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve CHP ekolünün devamı olan partiler ve liderlerin seçim kayıpları ortadadır. Arada olan tek zafer 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası yapılan 1977 yılındaki seçimde Ecevit’in genel başkanlığında alınan %41.38 mertebesindeki oydur. Bu oy oranı, sol görüşlü bir partinin çok partili siyasal yaşamda kazandığı en yüksek oy oranı olarak tarihe geçmiştir. CHP’nin geçmişinde Kürt kökenli seçmenlerin oyları da vardır (tıpkı AKP’de uzun süre ve halen kısmen olduğu gibi). Diyarbakır'ın o yıllarda CHP'nin kalesi olduğu unutulmasın. Kürtlerin siyasi partiler kurmalarıyla o oylar da kaybedilmiştir.
Parti başarısı genel seçimlerle ölçülür.
Yerel seçimler açısından da 1989 seçimleri, 2019 seçimleri ve 2024 seçimleri büyük başarılardır.
2019 benim dönemimin başarısıdır, 2024 seçimleri de devam başarısıdır.
Bu başarı 2023 Kasım kurultayından 4 ay sonra kendiliğinden gelmemiştir. O güne kadar oluşturduğumuz stratejik birikimin sonucudur.
Tarihsel olarak seçim sonuçları şöyledir: 1961 İnönü %36.74, 1965 İnönü %28.75, 1969 İnönü %27.37, 1973 Ecevit %33.3, 1977 Ecevit %41.38, 1995 Baykal %10.71, 1999 Baykal %8.71, 2002 Baykal %19.39, 2007 Baykal %20.88, 2011 Kılıçdaroğlu %25.98, 2015 (Haziran) Kılıçdaroğlu %24.95, 2015 (Kasım) Kılıçdaroğlu %25.32, 2018 (İttifak) Kılıçdaroğlu %22.64, 2018 (İttifak) Kılıçdaroğlu %25.35
2015’teki değişiklikle birlikte cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kararı ve 2017 yılındaki referandum oylamasıyla parlamenter sistemin terk edilerek ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesiyle birlikte iktidar olmak için %50'yi yakalama zorunluluğu ortaya çıktı.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin tek başına %50'yi yakalaması, tarihsel tablo ve günün şartları içerisinde mümkün görünmediğinden, ana stratejimi ittifaklar kurmak ve halkımızı Cumhuriyet Halk Partisi'nin merkezinde olduğu bir yapının içerisine toplamak şeklinde oluşturdum.
2019 iş birliği stratejisiyle AK Parti’yi uğrattığımız büyük gerilemeden sonra Millet İttifakı'nı geliştirerek 6’lı Masa’yı oluşturduk. Son tahlilde de Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı olarak %48 mertebesinde bir rakama ulaştık.
“Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş” esasına dayalı ve “Türkiye'yi özgürleştirme, demokratikleştirme stratejisi” temelli ittifakın oluşum aşamalarında, birbirinden çok farklı yapıları bir araya getirmek becerisini göstermekle, birlikteliğin doğal adayı olduk.
‘Kazanacak aday’, bu birlikteliği oluşturan ve birlikteliğin felsefesine sahip olan bir kişi olmalıydı.
Sonuçta, ittifak bileşenleri ismim üzerinde karar kıldı.
O dönem, ‘kazanacak aday' propagandası yapan ‘birtakım yapılar, organizasyonlar’ benim belediye başkanlarımı önüme çıkararak ‘seçim yürüyüşüne’ zarar verdiler.
Oysa belediye başkanlarımızla ilgili düşünüldüğünde, seçim sürecinde oluşacak riskler vardı: “Siyaset yasağı ve bir takım başka dava riskleri.”
O riskleri içerde hesaba katarak, söz konusu başkanlarımızın ‘belediyelerine odaklanmasını ve belediyelerinde başarılı olmalarını’ ilerleyen zamanda gelişmiş demokrasiye kavuşturulmuş bir Türkiye’de önlerinin açılacağını defalarca ifade etmiştim. Ancak organize bir yapı, bunu olumsuz bir propagandaya dönüştürerek bir anlamda ‘yarışa 1-0 geriden başlamamıza’ sebep oldular.
2023 seçimleri öncesinde, belki 1 yıldan fazla bir süre önceden başlattıkları birkaç propaganda kavramı ürettiler;
Alevidir Seçilemez
11 Seçim Kaybetti
Kazanacak Aday
Bunlar yanlış kavramlardı:
‘11 seçim kaybetti’ denilenin, sonradan 13’e, 15’e çıkarılan sayıların o günlerde 9 seçim olduğunu ve detaylarını anlattım.
‘Kazanacak aday’ meselesini de anlatmış oldum.
‘Alevidir seçilmez’ meselesine gelince,
Helalleşme stratejimizle birlikte, adaylığımın açıklandığı parti Saadet Partisi oldu.
Yaratılan anti-propagandaya rağmen, bir Kandil gecesi (Berat Kandili) Saadet Partisi Genel Başkanı sayın Karamollaoğlu eşliğinde adaylığımız açıklandı ve Saadet Partisi binasına posterimiz asıldı.
Bu propagandaların tamamı aslında çöktü ama ‘süreçte bize çok zarar verdi’.
Seçimin kaybı noktasına geldiğimizde seçim süreci öncesinde;
Seçim kanununun değiştirilmesi, ittifak yapılarının kanunla bozulması, HDP’nin kapatılma sürecinin başlatılması ve bu nedenle özellikle muhafazakâr kesimlerin ve Kürt vatandaşlarımızın yaşadıkları bölgelerde seçime girmemeleri nedeniyle söz konusu partilerin sandıklara ittifak adına yapılan görev paylaşımı doğrultusunda sahip çıkamamış olması, Cumhuriyet Halk Partisi'nin bulunmadığı ve bulunmakta zorlandığı sandıkların kontrolünü zorlaştırdı.
Barajın %7'ye düşürülmesi Kürt vatandaşlarımızın HDP yerine seçime giren ve Cumhurbaşkanlığı adaylığımı destekleyen Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ni korumak çabasıyla oy verme davranışını zayıflattı.
Saadet Partisi’nin de yeni kanunla düzenlenen ittifak modelindeki baraj meselesi nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi listelerinden seçime girmek zorunda kalması, muhafazakâr kesimin CHP logosu olan ‘6 Ok’un altına imza basma duygusunu zorladı.
PKK ile eşleştirildiğimiz kurmaca videoların Cumhurbaşkanı tarafından sahte oldukları biline biline kullanılması yine milliyetçi duyguları zorlamaları, bir başka sebep oldu.
Bunların yanında devletin elinde olan; Anadolu Ajansı, TRT, RTÜK ve güçlerinin yettiği tüm medyanın güdümlü olarak kullanılması, görünürlüğümüzün yok edilmesi; İHA, SİHA, TGC Anadolu, SİHA Gemisi gibi Milli Savunma araçlarının ortaya konulması, milli uçak gösterileri, TOGG otomobilinin üretime geçmesi, doğalgaz rezervleri ve büyük petrol rezervleri bulunması haberleri, Ayasofya'nın ibadete açılması propagandası, bizim önerimiz olan; çalışan ve emekliye maaş zamları, memur zamları, asgari ücret artışı, en düşük emekli maaşının yükseltilmesi, EYT konusu ve benzeri bütün konuların, seçim öncesi önerilerimize karşılık olarak ‘kalem bizde biz çözeriz’ mantığıyla, çözülmüş gibi yapılması, Meral Akşener'in Masa’dan kalkmasının yarattığı tahribat, tekrar geri dönüşü, Muharrem İnce'nin aday olması, adaylıktan vazgeçtiğinde öncesinde söz vermiş olduğu (Kemal bey kendisi aday olursa desteklerim sözüne rağmen) desteğini vermemesi, Sinan Oğan'ın muhalefet içerisinde bir Truva Atı gibi davranıp karşıya geçmesi ve benzeri birçok olay seçimi kaybetmemize neden oldu.
30 Büyükşehir'de eşitlenen oylarımız diğer illerde zayıfladı.
Seçmenin %80'i kentlerde yaşıyorken kentlerde öne geçerek %51’e 49 oranını yakalamışken, kırsalda yaşayan %20’lik seçmenin oyunda %35'e 65’lik bir oranda geride kalmamız, demin saydığım bütün sebepler nedeniyle seçimi aradaki farkın yarısı olan yaklaşık 1.200.000 bin oyla kaybetmemize neden oldu.
İktidarın, ‘devletin bütün güçlerini en vahşi şekilde kullanmasına rağmen’ uzun yıllardır ilk defa seçimleri kazanmaya bu kadar yaklaştık.
Bir strateji hatam olmadı. Büyük bir oyun kurma başarısı göstermemize rağmen, içimizden ihanetlere uğradık ve kaybettik.
Halkımın tamamı gibi ben de çok üzüldüm ama sebepler bunlar.
Bunları konuşmamıza tartışmamıza değerlendirme yapmamıza fırsat bırakılmadı.
Oysa geleneksel olarak her parti bunu yapar, Cumhuriyet Halk Partisi mutlaka yapar. Seçim sonrası değerlendirmeler yapılarak; ne başardık ne başaramadık bakılır, dersler çıkarılır, eksikler tespit edilir, bir sonraki seçimde daha büyük başarı aranır. Hep böyle olmuştur, böyle yapılmıştır ve bu sayede ilerlemeler sağlanmıştır.
Ama, 28 Mayıs’ın ertesi sabahı ‘değişim’ diye ortaya çıkıp partiyi bloke ettiler.
Yapamadık, yaptırmadılar.

Umut Yaratmak
İkinci sorum
2028 seçimleri için CHP’nin yolu ne? Yeniden ‘masa’ mı kuracaksınız, yoksa ‘CHP’nin kendi adayıyla’ mı gideceksiniz? Planınız nedir? Yeniden umut yaratabilecek misiniz?
Kemal beyin yanıtı
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen değişikle birlikte, Türkiye'de iktidar olmak artık %50 + 1 oy ile bir Cumhurbaşkanı seçmekten geçiyor.
İktidar eşittir Cumhurbaşkanı, o da tek bir kişi. İkinci bir kişi yok.
Dolayısıyla, önümüzdeki seçim öncesinde de büyük bir ittifak ya da farklı farklı ittifaklar kurulacaktır.
Büyük bir ittifakla tek bir adayı ortaklaştırarak, kazanmayı sağlayacak formül ortaya konulabilir ise ya da farklı farklı ittifaklarla muhalefetin adaylarından birinin ikinci tura kalması sağlandığında, onun üzerinde ikinci tur ittifakı başarıldığında iktidar elde edilecektir.
Bugün adı geçen adaylar, büyük ittifakın ya da parçalı ittifak yapılarının adayları olabilirler, ilk turda kendi değerlerinin karşılıklarını bulurlar, ikinci tura kalma başarısı gösterirlerse muhalefetin tamamının oyunu alma olasılığına sahip olurlar.
Ekrem bey yargılandığı davalardan aklanırsa diploması konusundaki davayı da kazanırsa, Cumhuriyet Halk Partisi'nde kalmayı ve devam etmeyi de tercih ederse, ittifak süreçlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin ittifak masasına götüreceği adaylardan biri olabilir.
Aynı şekilde Mansur Bey de Cumhuriyet Halk Partisi'nde devam ettiği sürece ittifak masasına aday olarak önerilebilir.
Bu koşulların sağlanamaması durumunda, Cumhuriyet Halk Partisi kendi içinden bir aday çıkarabilir ya da ittifak yapacağı siyasi partiler içerisinden gelecek önerilerden birini ittifak grubu ile sahiplenebilir.
Bu konuda mütevazı davranmayacağım.
2015 yılından itibaren farklı türlerde ittifak modellerini uygulamış ve en son seçimde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı konumuyla tüm muhalefetin tamamına yakınının tek adayı olarak %48 oy alacak hâle kadar getirmiş biri olarak ittifak kurma deneyimi en yüksek siyasetçi olduğum iddiasındayım.
Hatırlayın, 2018 yılında seçim sonuçları nedeniyle herkes umudunu yitirmişken, 2019 yılında, sözünü ettiğim ittifak kurma becerisi ve stratejisiyle yarattığımız umut, tekrar milletimizi heyecanla oyuna kattı.
Dolayısıyla, şunu net olarak söyleyebilirim:
Muhalefette ittifak geliştirme konusunda öncü olacağımdan ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin de lokomotif görevi üstleneceğinden kimsenin şüphesi olmasın.
Daha önce yaptığımız gibi umudu yeniden yaratacağım.

Kişisel Rol
Üçüncü sorum
Kişisel rolünüz tam olarak ne olacak. 2,5 yıl aradan sonra dönüyorsunuz. Yaşınız ve deneyiminiz dikkate alındığında, ‘geçiş dönemi’ lideri mi olacaksınız yoksa uzun vadeli mi planlıyorsunuz?
Kemal beyin yanıtı
Yaş konusu ilginç bir şekilde ortaya konuluyor Türkiye'de.
Gençlik güzel bir şey olmakla birlikte yaşlılık da zihin sağlığı yerindeyse biriktirilen deneyimle yönetim anlamında bambaşka boyutlar oluşturabiliyor.
Bir kısım medya ve onların sosyal medya uzantıları zaman zaman bazı kavramları ortaya atıyorlar özellikle beni linç etmek için dönem dönem birçok kavram ortaya atıldı, bu kez de yaş konusu ortaya atılıyor.
Geçtiğimiz günlerde hep birlikte bu konuyu gündeme getiren muhalif medya ve sosyal medya kaynakları oldu. Bir tanesi çok ilginçtir Cumhuriyet gazetesi bu konuyu gündeme getirdi. Cumhuriyet Vakfı Başkanı sayın Alev Coşkun 91 yaşında ve vakfı yönetiyor. Alev beye ağzını açamayan Cumhuriyet Gazetesi yönetimi ve yazarları Portallarında ve sosyal medya alanlarında benim 78 olan yaşım üzerinden (hem de 80 diye yazarak) algı yaratmaya çalışıyor. Bunlar doğru değil.
Çok fazla örnek var ama en çok tanınanlardan oldukları için size dünyadan birkaç örnek vermek istiyorum:
İngiliz Başbakanı Churchill, ikinci dönem Başbakanlık görevine 77 yaşındayken geldi, 81 yaşında görevini tamamladı 1950’li yıllarda dünyada ortalama ölüm yaşı 48 yıl olarak hesap ediliyordu.
Yine, özellikle; sol, sosyalist devrimci kimlikli olup sosyal demokrat CHP’ye sığınan ve şu anda özellikle yaş üzerinden Kılıçdaroğlu düşmanlığı yapan, saldırılar düzenleyen bir gruba da iki isimden bahsedeceğim.
Fidel Alejandro Castro Ruz, 86 yaşına kadar Küba'yı yönetti, 90 yaşında yaşamını kaybetti.
Latin Amerika solunun sembol isimlerinden biri olan, Uruguay’ın devlet başkanı José Mujica (Pepe) 80 yaşına kadar devlet başkanlığı yaptı, 89 yaşında hayatını kaybetti.
Sonuç itibarıyla; ülkemin, devletimin ve partimin ihtiyacı doğrultusunda, arınma ve güvenli liman inşasını gerçekleştirmek üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı görevini yürüteceğim. Cumhuriyet Halk Partisi’ni, kuruluş kodlarına ve genetiğine uygun olarak sürdürebilecek bir kadroya teslim etme anı geldiğinde, görevimi tamamlamış olmanın huzuruyla yuvama çekileceğim.

Genel Siyaset ve Muhalefet
Dördüncü sorum
Erdoğan ve Bahçeli’ye karşı ‘Altaylardan Tuna’ya’ gibi milliyetçi vurgular yapıyorsunuz. Bu bir strateji değişikliği mi?
Kemal beyin yanıtı
Siyasetten uzak kaldığım iki buçuk yıl içerisinde bir gün dahi boş durmadım, bilim insanlarıyla ve uzmanlarla değerlendirmeler yaptım, çalıştım, olayları farklı boyutlarıyla inceledim ve bolca üzerlerinde düşündüm.
Ülkemizin içinde bulunduğu koşullar ve dünyanın gidişatı, Türkiye'ye yepyeni bir oyun alanı fırsatı kazandırdı.
Afrika, Orta Doğu, Orta ve Doğu Asya coğrafyalarında Türkiye için gerek güvenlik gerekse ekonomik olanaklar açısından büyük fırsatlar olduğunu görüyorum.
Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara son vermek ve yeni oyunlar kurabilme gücünü elde etmek açısından yeni stratejiler geliştirmek ve interaktif ilişkilere yelken açmak Türkiye'nin geleceği açısından umut verici bir vizyon (ülkü) olacaktır.
İlerleyen zamanda daha da detaylandırarak ete kemiğe büründürdüğümü ortaya koyacağım, sizlere aktaracağım düşüncelerle, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün yadsınamaz akılcılığı doğrultusunda Türkiye'yi geleceğe taşıyacak planları gündeme taşıyacağımı göreceksiniz.
Herkesin beni sabırla ve dikkatle takip etmesini istiyorum.



Yorumlar